|
SİVAS GEZİ REHBERİ
Kültür Turizmi Sağlık Turizmi Dağ ve Doğa Turizmi Konaklama Yerleri Yöresel Lezzetler El Sanatları Görmeden Dönme

KÜLTÜR TURİZMİ
Camiler Hamamlar Hanlar Medreseler Müzeler ve Ören Yerleri Sivas Konakları Türbeler
CAMİLER
Divriği Kale Camii
Mengücekliler tarafından 1180-1881 yıllarında yapılan ilk camii olup, Türk yapılaşma sürecinde günümüze erişen en eski yapılardandır. Divriği Kalesi üzerinde Çaltı Vadisinin korkunç uçurumun kenarında yer alan yapının Şahin Şah Bin Süleyman Bin Emir İshak tarafından yaptırılmıştır.
Kapısı büyük süslemeye sahip, ilk Anadolu taç kapısı sayılmaktadır. Mimberi abanoz ağacından ve künde kari (çivi kullanılmadan) şeklinde yapılmıştır.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası

Sivas İlinin Büyük İlçelerinden biri olan Divriği; Hitit İmparatorluğundan itibaren iskan görmüş önemli bir yerleşim merkezidir. İlçede bulunan zengin demir madenlerinin Mezopotamya? ya ihraç edilmesi ilçenin zenginliğini artırmıştır. Bu nedenle ilçe tarihin her döneminde önemli bir yerleşim merkezi olmuştur.
Roma ve Bizans dönemlerinde de önemini yitirmeyen İlçe; Bizans devrinde Tepbrike olarak yaygın bir hal almış ve Türklerce Divrik adıyla anılmıştır.
Mengücekoğullarından Ahmet Şah ile Melike Turan tarafından M. 1228 tarihinde yaptırılmıştır.
Yapılara ait H. 641 M. 1243 tarihli vakfiye bulunmaktadır. Camiye bitişik olarak inşa edilen darüşşifanın meydana getirdiği dikdörtgen planlı yapı bloğu, Divriği Kalesi?nin bulunduğu kayalık tepenini güney batı yamacında doldurularak tesviye edilmiş eğimli bir arazide bulunmaktadır.
Divriği Ulu Camii ile Darüşşifası birbirine bitişik iki ayrı işlevli yapıdan meydana gelmiştir. Bu eşsiz anıt Anadolu Türk tarihinin en önemli yapısıdır. Görkemli anıtın yeri siluet olarak çevresine uyumu da düşünülerek seçilmiştir. Mimari etkileri ouşturan komposizyon, cephe güzelliği, malzeme seçimi, plastik anıtsal etki, ışık ve gölge yönünden de üstünlük taşır.
Albert Gabriel " Anadolu Türk Anıtlarının en dikkate değer olanı Divriği Ulu Camidir" demektedir. Voin Berchem " İslam sanatının en hayret ve hayranlık uyandırıcı eserlerinden biri Divriği Ulu Camii''dir " demektedir.
UNESCO tarafından 1985 yılında Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilen ve Avrupalı Bilim Adamlarınca ?Anadolu?nun El Hamra?sı? olarak kabul edilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası?nın onarımına yönelik çalışmalar Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İle Sivas Valiliği tarafından yapılan protokol gereği yürütülmektedir
Sivas Kale Camii

Sivas'ta Osmanlı dönemi Camilerinin içerisinde en güzel örnek olan Camii 1580 yılında III. Murat Han'ın Vezirlerinden Mahmud Paşa tarafından yapılmıştır.
Asıl ibadet alanı kare planlı ve üzeri kurşunla kaplı tek kubbe ile örtülüdür. Kubbeye geçişler dıştan onikigen tambur ve üzerinde onaltıgen kasnak ile sağlanmıştır. Caminin beden duvarları, kasnak tamburu kesme taştan inşaa edilmiştir. Mihrap ve minberi mermerdendir.
Caminin her iki yanında bulunan ve örneğinin çok az görüldüğü iki taş dikkat çekmektedir. Taşlardan birinin içerisi oyuk şeklindedir. Yapıldığı dönemlerde yardımlaşmanın önemini gösteren bu taşlara sadaka ve yitik taşı adı verilir.
Sadaka taşı Cami minaresinin altında oyuk şeklindedir. O dönemde sadaka vermek isteyenler, sadakalarını bu taşın içerisine yerleştirirdi. Sadakaların yerleştirilmesinde özellikle gece yarısı vakitleri seçilirdi. İhtiyaç sahipleri ise bu taşın içerisinden sadece ihtiyacı olduğu kadarını alırdı.
Yitik taşı, Cami avlusunun doğusunda bulunur. Kaybolan eşyalar, bu taşın üzerinde teşhir edilir ve kaybedenlerin kayıp eşyasını bulması sağlanırdı.
Sivas Ulu Camii

Anadolu'nun en eski camilerinden olan Sivas Ulu Camii yapım kitabesinden de anlaşılacağı üzere 1196-1197 yıllarında II. Kılıçarslan'ın oğlu Kudbettin Melik Şah'ın Saltanatları zamanında Kul- Ahi tarafından yaptırılmıştır.
Caminin 1. İzzettin Keykavus Döneminde 1212 yılında onarıldığı anlaşılmaktadır.
Camilerin mekan fikrinin gelişmesinde önemli bir basamağı teşkil etmektedir. Avlusuna 3 yönden girişi ve düz damlı, dikdörtgen planlı, kufe tipli cami sınıfına giren ender örneklerdendir. Kubbe fikrinin henüz gelimediği döneme yapılmıştır.
Minare; 13. yy'ın ilk yarısında inşaa edilen minaresi Caminin güneydoğu köşesine yaklaşık 3 metre uzaklıktadır. Minare kaidesi tuğla örgülü sekizgen kaidelidir.
HAMAMLAR
Eski Paşa Hamamı

Sivas il merkezinde Sivas Kalesi'nin kuzeyine yaklaşık 100 metre uzaklıkta Uluanak Mahallesinde yer alan Eski Paşa Hamamı mimari üslubu malzeme ve plan şeması bakımından 17. yy başlarında yapıldığı izlenimini vermektedir. Klasik Osmanlı Hamam mimarisinin özelliklerini taşıyan Eski Paşa Hamamı, yapıldığı günkü kadar sıcaklığı ile halen yerli halk ve turistlere hizmet vermeye devam etmektedir.
Kurşunlu Hamamı

1576 yılında Behram Paşa tarafından çifte hamam olarak yaptırılmıştır. Osmanlı dönemi klasik hamamlarının özeliklerini taşıyan hamamda kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı bölümler vardır. Beden duvarlarında bulunan demir bağlantılara kurşun dökülerek inşaa edildiği için Kurşunlu Hamamı adını alan yapı aynı dönemde yapılan Behram Paşa Hanı tümleşik ve kompleks bir alan içerisindedir.
Kepçeli semti Ahi Emir Ahmet Caddesi üzerinde ve öğretmen evinin hemen karşısında olan Hamam erkek bölümünün restorasyonu nedeni ile yalnızca kadınlara hizmet vermektedir.
Mehmet Ali Hamamı

Akdeğirmen mahallesinde yer alan hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümleri ile klasik Osmanlı Hamamlarının temel özelliklerine sahiptir. İçerisinde dinlenme ve okuma salonlarının yanı sıra sauna ve havuzları bulunmaktadır.
Haftanın her günü ve her saate açık olan Mehmet Ali Hamamı, Sivas hamam kültürünün önemli bir bölümünü teşkil etmektedir.
Meydan Hamamı

Şehir merkezinde Dikilitaş semtine giden yolun sol kısmında bulunan hamam, 1564 yılından hemen önce Meydan Camii ile paralel olarak yapılmıştır. Klasik Osmanlı hamamlarında bulunan soğukluk ve sıcaklık bölümlerinin yanı sıra dinlenme ve okuma salonları bulunmaktadır.
2003 yılı başlarında Hürriyet gazetesinin seçtiği Türkiye'deki en iyi ilk 10 hamam sıralamasında yer almaktadır.
HANLAR
Alacahan

Sivas Malatya Karayolu güzergahında yer alan Hitilerin Kutsal Kenti Sarissa, Yemen Türkülerinin baş kahramanı Mihralibey'in Konağı, doktor balıkların tedavi merkezi Kangal Balıklı Kaplıcadan uzanan yol ile Dünya Mirası Divriği ilçesinin büyüsünü kapsayan bir Kültür yolu içerisinde yer alır Alacahan. Adını kervansaraydan alan Alacahan Beldesi sınırları içerisindedir. Kervansaray cami ve sur duvarlarından oluşan bir kompleks şeklindedir. Siyah ve beyaz kesme taşlardan yapılışı nedeni ile Alacahan ismini almıştır.
Bir çok ipek yolu yolcusunun barındığı ve Alacahan adı anılan bu han terk edilmişliğin bedelini çok ağır ödemiş, şimdilerde ne güleç yüzlü hancılar nede önümüze açılan han kapıları var.
Subaşı Hanı

1525 yılında vefat eden Sivas Valisi Sinan Paşa Vakfı'na ait olan eser Sivas Merkezinde Mahkeme adı ile bilinen cadde üzerindedir. 2 Katlı olan Han günümüzde şıracılar çarşısı olarak bilinir ve aktarların yaşatıldığı bir Bedesten olarak hizmet vermektedir.
Taşhan

Sivas'ın en önemli bulvarlarından biri olan Atatürk Bulvarı ile Dörtyol mevkiinin kesiştiği noktada yer alan Han, konaklama yeri olmasa da yaşayan bir han görünümündedir.
Kaynaklarda yapım tarihinin 19. yy'ın ikinci yarısına denk geldiği belirlenmektedir. Azınlık tüccarları tarafından yaptırılmıştır.
Taş Han'ın içerisinde yer alan Aslanlı Çeşmeden soğuk bir su içebilir yada Han'ın üst katında Nargile keyfi yaparak kendinize şehri izleyebilme imkanı sağlayabilirsiniz.
MEDRESELER
Buruciye Medresesi

1271 yılında yapılan Buruciye Medresesi Sivasın ileri gelen zenginlerinden olan aslen Hamedan (İran) yakınlarındaki Burucird şehrinden olan Muzaffer Burucerdi tarafından pozitif bilimlerin okutulması amacıyla yaptırılmıştır.
Açık avlulu 4 eyvanlı olan medrese; Selçuklu Dönemi taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Medrese cephesi sarımtırak renkli kumlu taştan son derece bezeme zenginliğine sahip bir şekilde yapılmıştır. Cephede madalyonlar ve rozetler kabartma tekniğinde işlenmiştir. Dört eyvanlı ve iki katlı olan medresede; yanlardan dörder sütuna dayanan düz taş örgülü revaklar klasik bir olgunluk gösterir. Sütun başlıkları ve sütunlar değişik dönem (Roma - Bizans) özelliklerini gösteren devşirme malzemelerdir. Giriş eyvanının güneyinde mescidi (kitap satış yeri olacak) kuzeyinde ise medreseyi yaptıran Muzaffer Burucerdi ve iki çocuğunun türbesi bulunmaktadır. Türbede Selçuklu sanatının en güzel örnekleri olan çiniler türbeye ayrı bir güzellik vermektedir. Kare mekandan türbeye geçiş Türk üçgenleri ile sağlanmıştır.
Medresenin kuzey güney ve ana eyvanı yazlık dershane olarak, ana eyvanının güney ve kuzeyindeki büyük odalar ise kışlık dershane olarak kullanılmıştır.
Medresenin Taç Kapısı üzerinde;
Arapça, ilim talep etmek her Müslümana farzdır hadisi dört bölüm halinde kabartma olarak yazılmıştır. Ana eyvanın cephesinde sağ alt köşeden başlayarak tüm cepheyi dolanan ve sol alt tarafta son bulan Ayetel Kürsi kabartma olarak sülüs hatla yazılmıştır.
Çifte Minareli Medrese

İlhanlı Veziri Şemseddin Mehmet Cüveyni tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Bu günkü anlamı ile Hukuk Fakültesi olan medresenin sadece doğu yönündeki asıl cephesi ayakta kalmıştır.
Ön yüz, ortada iki minareli taç kapı, iki yanda pencere ve köşe kuleleri ile kompoze edilmiştir. Böyle bir uygulama ile daha canlı hareketli, ışık-gölge oyunlarını kuvvetlice hissettiren bir cephe elde edilmiştir. Kesin olmamakla birlikte eserin mimarının Kelük Bin Abdullah olduğu sanılmaktadır.
Selçuklu döneminin en anıtsal yapılarından biri olan Çifte Minareli Medrese 1960''lı yıllarda yapılan araştırma kazısı sonucuna göre açık avlulu, 4 eyvanlı iki katlı anıtsal bir yapıdır.
Gök Medrese

Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Mimarı (Kaluyan-ı El Konevi) Konyalı Kaluyan''dır. Ahmet Eflaki Kaluyandan bahsederken; resim sanatında, tasvirde eşi ve benzeri bulunmadığın, Mevlana''nın müridi olduğunu söylemektedir. Konyalı Kaluyan 78 yaşında Gök Medreseyi inşaa etmiştir.
Taç kapı üzerinde yükselen tuğla örgülü iki minaresindeki mavi çinilerden dolayı Gök Medrese adını almıştır. Plastik sanatların şaheserlerinden olan taç kapıda mermer malzeme kullanılmış olup, Taç kapısının üst iki köşesinde iç içe girmiş hayvan motifleri vardır. Medreseye girişte sağda mescit, solda ise Darül Hadis bölümü mevcuttur.Taç kapının en üst bölümünde " Kılıçarslan''ın oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev''in Saltanat günlerinde imar edildi" yazmaktadır.
Avlunun kuzey ve güneyinde altı sütun üzerine inşaa edilmiş kemerli bir revak bulunmaktadır. Bu revakın gerişinde küçük kapılardan hücrelere geçilir. Doğu yönündeki ana eyvanı yıkılmış yerine mevcut taş ve kitabelerle bir duvar örülmüştür. Kuzey ve güneyindeki yan eyvanların içi çini tezyinatla süslüdür.
Evliya Çelebi Gök Medrese''yi "Kızıl Medrese" veya " Darü-t Tedris" olarak adlandırmaktadır. Gök Medrese bugünkü anlamıyla İlahiyat Fakültesi olarak hizmet vermiştir. Medresedeki görevlilere yemekten başka ayda belli ölçülerde maaşta veriliyordu. Örneğin müderrisin 150 dirhem gümüş para, talebelerin sınıflarına göre 15 - 10 - 8 dirhem, mimarın 50 dirhem aşçının ise 5 dirhem maaşı vardı.
Gök Medrese''de yer alan Hayat Ağacı motifi Kartal, kuş meyve kompozisyonu ölü ruhların öbür dünyaya geçişini canlandırmaktadır. Gök Medrese''de yer alan hayvan başları motifi ise (Koç, tilki boğa, ördek, at kuş, aslan, yılan ve fil ) Burç işaretlerinin kastedildiği sanılmaktadır. Türklerin 12 hayvanlı takviminde bu hayvanların bir kısmı mevcuttur.
Şifaiye Medresesi

Sivas Selçuklu Parkı içerisinde, Çift Minareli Medresesinin tam karşısındadır. 1217 yılında Selçuklu Sultanı I.İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu Tıp sitelerinin ve hastanelerinin en eskisi ve en büyük boyutlu olanıdır. 1220 yılında vefat eden I.İzzeddin Keykavus, vasi-yeti üzerine çok sevdiği bu Medresesinin güney eyvanındaki türbede ailesi ile birlikte yatmaktadır.
Birinci İzzettin Keykavus; bilgin, iyi huyu ve şair bir insandır. Gen yaşta hastalanması sebebiyle tıbba ve hekimlere çok önem vermiştir. Kabrinin girişinde bulunan kitabede " Yazıklar olsun ki biz geniş görkemli saraylardan, karanlık dar kabirlere girdik. Zenginliğimizin ve servetimizin çokluğunun faydası olmadı. saltanatımız yok olup, zevalin eşiğinde fani alemden baki aleme ölüm yolculuğu gerçekleşti".
1768 yılında çıkarılan bir fermanla medreseye çevrilmiş, I. Dünya Savaşı esnasında cephanelik ve levazım deposu olarak kullanılmıştır.
Gerek Taç kapı cephesi gerek pencereler ve ana eyvan cephesi içiçe geçmiş yıldız biçiminde motiflerle kaplıdır. Darüşşifanın Güney Eyvanı 1. İzzettin Keykavus''a Türbe olarak ayrılmış ve inşaa edilmiştir.
MÜZELER ve ÖREN YERLERİ
Aşık Veysel Müzesi

Büyük ozan Aşık Veyse ŞATIROĞLU nun yaşadığı köy olan Şarkışla İlçesi Sivrialan Köyündeki evi 1982 yılında müze haine dönüştürülmüştür. Müzede Aşık Veysel in kişisel eşyaları, fotoğrafları, şiirleri ve hakkında yayınlanan kitaplar sergilenmektedir. Modern bir görünüme dönüştürülen müzede ziyaretçilerin hizmetine sunulan, kütüphane, çalışma odası, anfi tiyatro bulunmaktadır. Ulaşım sorunu yoktur.
Usta ozanın ölüm yıldönümü olan 9 - 11 Temmuz tarihlerinde Sivas ta ve Şarkışla İlçesi Sivri alan köyünde anma törenlerinin yanı sıra, Aşık Veysel Aşıklar Bayramı adı altında festivaller düzenlenmektedir.
Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi

Kongre Müzesi 4 Ekim 1892 yılında Sivas Valisi Mazlum Paşa-Zade Mehmet Memduh Bey tarafından Mülki İdadi binası olarak 8140 Osmanlı altınına yaptırılmıştır. Dört satırlık yapım kitabesi Kongre binasında sergilenmektedir. 1981 yılına kadar lise olarak kullanılan eser 4 Eylül 1981 yılında Yedinci Cumhur Başkanı Sayın Kenan EVREN in emirleri ile "Sivas Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi" haline dönüştürülmüştür.
Mustafa Kemal Paşa ve Arkadaşları ile Heyet-i Temsiliye tarafından 2 Eylül-18 Aralık 1919 tarihleri arasında "Milli Mücadele Karargahı " olarak kullanılan bu bina Cumhuriyet Tarihimizde çok önemli ve özel bir yer tutmaktadır.
Sarissa

İlimiz Altınyayla ilçesi Başören Köyünde bulunan ve Kuşaklı Örenyeri olarak Bilinen "SARİSSA" şehri dünya tarihinde 4 Büyük İmparatorluk kuran Hititlerin önemli şehirlerinden biridir. Dünyanın devletler arası ilk antlaşması olan ve Mısırlılarla Hititler arasında yapılan Kadeş Savaşı ( M.Ö. 1285 ) sonucu yapılan antlaşmada Sarissanın Fırtına Tanrısının şahitliğinden söz edilmektedir. M.Ö. 1500 ve 1400?lü yıllarda önemli bir yerleşim merkezi olan ve Hitit Krallarının Başkentleri Boğazköyden gelerek yazlık çalışmalarını yürüttükleri Kuşaklı Yerleşimi, yurdumuzda tablet buluntusu veren 5. merkezdir. Hitit yazılı metni olan tabletlerin 6. merkezi de ilimiz Yıldızeli ilçesi Kayalıpınar Köyündeki "HARABE" ören yeridir.
1650 metre yüksekliğinde bulunan Sarissa şehri 1950 adımlık sur kalıntıları ile önemli bir yerleşim yeridir. Şehre giriş, sur üzerinde bulunan 4 kapıdan sağlanmaktadır. 1993 yılında Sivas Müze Müdürlüğü adına başlatılan arkeolojik kazılar 1994 yılından itibaren Almanya Marburg Üniversitesi adına Prof. Dr. Andreas Müller KARPE Başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülmektedir. 10 yıldır yapılan kazılarda şimdiye kadar bilinen en büyük Hitit Tapınaklarından C binası ile Kralın Sarayı ve şehrin güney ve kuzeybatı sur kapıları ortaya çıkarılmıştır. C Binasında restorasyon çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin kuzeybatı sur kapısı altında yer alan savunma ve sulama arnaçiı Hitit Barajı duvarlarının açığa çıkarılması ve şehrin tepe noktasında yer alan türnülüsteki kazılar 2003 yılında yapılmış durumdadır. 10 yıldır yapılan kazılarda ele geçen Hitit İmparatorluk dönemi Kültür Varlıkları Müze Müdürlüğümüzde koruma altına alınmaktadır. Bunlardan en önemlisi olan Çiftbaşh Boğanın ( Adakkabı - Riton ) bir örneği de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde bulunmaktadır.
Sarissa şehrinin içme ve kullanma suyunu sağlayan ve Büyük İmparatorluk döneminde { M.Ö. 1500 - 1400 ) yapılmış olan SUPPJTASSU Gölü ( Gölgediği ) şehrin yaklaşık 2 Km güneyindeki Kulmaç Dağları eteğinde yer almakta olup, Hitit Krallarının Başkentleri olan Çorum ilindeki Boğazköyden buraya geldiklerinde yapmış oldukları dini seremonilerde ve Fırtına Tanrısı ile özleşmiş kutsal bir alandır. Hitit yazılı metinlerinde geçen kutsal HUVAŞİ TAŞI da bu alanda yer almaktadır.
SİVAS KONAKLARI
Abdi Ağa Konağı

Ali Ağa tarafından 1827 yılında yaptırılan bu tarihi konak 12 odadan meydana gelip iki kattan oluşur. Üst katında mutfak, büyük salonu, iki misafir odası, iki büyük hol, iki oturma odası ve bir yatak odası bulunmakla beraber; alt katında ise iki oturma odası bir büyük mutfak mahzen ve odunluk mevcuttur. Eski Türk evinin tüm sıcaklığını yansıtan bu konak ilimizdeki nadide Sivas evlerinden güzel bir örnektir. Sivas Belediyesince Kültür evi olarak hizmet vermekte ve ziyaretçilerini ağırlamaktadır.
Akaylar Konağı

24 Mart 2004 tarihinde Cumhuriyet Üniversitesince 10 yıllığına Kültür ve Turizm Bakanlığı ndan devralınan tarihi Akaylar Konağı sanat evine dönüştürülerek kullanılmaya başlanmıştır. Konak 1870 li yıllarda iki kat olarak yapılmıştır. Konak Cumhuriyet Üniversitesi nin şehir içerisinde bulunan bir bağlantısı görevini de üstlenmektedir.
İnönü Konağı

Şehir merkezinde İnönü Mahallesindedir. Türkiye nin 2.Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ NÜN 1891-1897 yılları arasında orta öğrenimini Sivas ta yaptığı sıralarda oturmuş olduğu tipik bir Sivas evidir. İki katlı ahşap yapının bir de bodrumu bulunmaktadır. Yapı kırma çatılı, oluklu, kiremit kaplıdır.
1945 yılında Sivas Belediyesince satın alınarak İnönü Müzesi adı altında ziyarete açılan müzenin çocuk bahçesi olarak kullanılan büyük bir bahçesi vardır. Müzede; bölgenin tarihi değer taşıyan silah, bakır, küçük el sanatları, sikkeler ve İnönünün fotoğrafları ile evde kaldığı zaman kullandığı eşyalar, ayrıca Gürün şalları, üç etek elbiseler ve el işlemeli etnografik eserler sergilenmektedir. Konak (Müze) Sivas Valiliği, İl Özel İdaresince Sivas Belediyesinden 2000 yılı içerisinde satın ve devir alınarak restorasyonu tamamlanmıştır.
Osman Ağa Konağı

Orta sofalı tipik Osmanlı mimari özelliklerini taşıyan konak, haremlik - selamlık kısmından oluşmakta ve iki katlıdır.
19 Mayıs 2003 tarihinde Sivas Valiliğince onarımına başlanan konağın onarımı 15 Aralık 2003 tarihinde tamamlanmış, 09 Şubat 2004 tarihinde Sivas Hizmet Vakfı Genel Merkezi olarak kullanılmak üzere hizmete açılmıştır.
Onarım çalışmalarında Konağın özelliklerini kaybedilmemesine azami itina gösterilmiştir.
Konak haftanın yedi günü ziyarete açıktır.
Susamışlar Konağı

Bugünkü konağın girişinin üstündeki köşk kısmı ile Konağın önündeki çeşme 1815 yılında Benderli Ali Ağa tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı Döneminde bilhassa 17. ve 18. asırlarda Konağın müştemilatının daha fazla olduğu bilinmektedir. O dönemlerde yazlık ve kışlık odalar, mutfak, kiler, çardak, yolcular için misafirhane (Han), ambar, iki ahır, samanlık, kapıcı odası, fırın ile çeşme, avlu ve bahçesi bulunuyordu. Zamanla fonksiyonunu kaybetmesi ile birlikte bu gün sadece Konak bölümünün kaldığı anlaşılmaktadır.
Konak 7 ana bölümden oluşmaktadır.
1. Giriş kısmının sağ tarafında yaşlılar ve evlilerin oturduğu oda
2. Girişin sol kısmında gençler ve bekarların kaldığı oda
3. Semahane
4. Semahanenin sağ tarafında Çilehane,
5.Mutfak
6.Semahanenin ikinci katında kadınlar kısmı,
7.İkinci katta Misafir Köşkü,
Bu haliyle Belediye tarafından restore edilerek eski ihtişamına kavuşturulan konak Ali Baba ailesinin son sakinlerinden olan Susamışların ( Mehmet Nuri Susamış ve oğulları) adına izafeten Susamışlar Konağı olarak adlandırılmıştır. Farklı mimarisiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini üzerinde toplayan konak haftanın 7 günü ziyarete açıktır.
TÜRBELER
Abdulvahab Gazi

Abdülvehhap Gazi Sivasta türbesi bulunan ve ve Anadolunun en büyük velilerindendir. Evliya çelebiye göre Abdülvehhap Gazi Sivaslıdır. Hz. Peygamberimizin huzurunda müslüman olmuş; Hz.Ali de kemerini bağlayarak kendisini pir yapmıştır. Yüzon sene yaşayan Abdülvehhap Gazi Sivas ta vefat etmiş, bugünkü türbesine defnedilmiştir.
Türbe ve tekkeler içerisinde özel bir yeri ve önemi bulunan Abdülvehhap Gazi Türbesi, Sivas ta halkın en çok ziyaret ettiği, kötü alışkanlıklarını terketmek, bela ve uğursuzluktan kurtulmak isteyenlerin dua ettikleri bir ziyaret yeridir. Gerek İl Merkezinde ve Yurdun çeşitli yerlerinden gelenlerinde ziyaret ettikleri bir türbedir.
Ahi Emir Ahmet

...çok iyilik sever bir kişiliğe sahip olan Ahi Emir Ahmet halk arasında çok sevilen ve sıkça...
Aziz Vlas

Müslümanların göz, Hristiyanların boğaz evliyası olarak bilinen Aziz Vlas...
Güdük Minare

Eratna Devletinin kurucusu Alaaddin Ertana tarafından oğlu Şeyh Hasan Bey için yaptırılmıştır. Türbenin içerisinde siyah mermerden bir sanduka vardır. Anadolu Selçuklu dönemi kümbetlerinin dış yüzünde yer alan motiflerin dışında farklı olarak rozetlerede rastlanmaktadır. Diğer kümbetlerde gözükmeyen en önemli özeliliği ise Güdük Minarede cenazelik bölümünün de yer almasıdır.
I. İzzettin Keykavus

Selçuklu Sutanlarından 1. İzzettin Kaykavus un türbesi kendi yaptırdığı Şifahiye Medresesinin girişinde sağ kısmında yer almaktadır. 1220 yılında vefat eden 1. İzzettin Kaykavus un sandukasından başka hanedanına mensup on iki mezar sandukası daha vardır. Türbe cephesi Selçuklu sanatının zengin çini süslemelerine sahiptir. Geometrik geçmeler, yıldızlar kufi yazılar mavi lacivert firuze ve beyaz renkleri ile şifaiyenin en önemli bölümünü oluşturmaktadır.
Birinci İzzettin Keykavus; bilgin, iyi huyu ve şair bir insandır. Gen yaşta hastalanması sebebiyle tıbba ve hekimlere çok önem vermiştir. Kabrinin girişinde bulunan kitabede " Yazıklar olsun ki biz geniş görkemli saraylardan, karanlık dar kabirlere girdik. Zenginliğimizin ve servetimizin çokluğunun faydası olmadı. saltanatımız yok olup, zevalin eşiğinde fani alemden baki aleme ölüm yolculuğu gerçekleşti".
İncili Hanım

Baldaken tarzında inşaa edilen türbe mimari üslubu ve malzemesi ile 18. YY''''da yapıldığı izlenimini vermektedir.
Halk arasındaki bir rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman''''ın Sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa''''nın kızı Sivas eşrafından Sarıhatiplere (Sarısözen) gelin gelmiş. Çehizinde inci ile işlenmiş bir yorgan getirdiği için Sokullunun kızı Sivas''''ta İncili Hanım olarak şöhret bulmuştur. Vefatında bu türbeye defnedilmiştir.
Muzaffer Burucerdi

Bugünlü anlamda fen fakültesi olarak inşaa edilen Buruciye Medresesini yaptıran Burucerdi Oğlu Muzaffer Bey in ve çocuklarının mezarları Buruciye Medresesinin giriş kapısının sol yanında mavi ve siyah çinilerle süslüdür.
Türbede Selçuklu sanatının en güzel örnekleri olan çiniler türbeye ayrı bir güzellik vermektedir. Kare mekandan türbeye geçiş Türk üçgenleri ile sağlanmıştır. Burada yer alan sülüs kitabede Esirgeyen ve bağışlayan Allah?ın adıyla. Allah?ım ! beni sana yaklaştıracak bir amelim, onunla sana yol bulacağım bir sevabım yok. İhtiyacım, yalnızlığım, yokluğum, perişanlığım çok arttı. Garipliğime merhamet et. Bu çukurumda bana yoldaş ol. Ancak sana sığındım, sana güvendim. Cömertlerin cömerti ve merhamet edicilerin en merhametlisi sensin. Bu zayıf, garip, yalnız kul olan Muzaffer b. Hibetullah el-Mufaddali el- Burucerdi türbesidir. Allah onu, anasını, babasını ve bütün Müslümanları bağışlasın. Allah onu cennette, ahrette mutlulukla rızıklandırsın. Allah onun yalnızlığına yoldaş olsun, onun garipliğine acısın. Kim benim bu türbemi değiştirir, mezarımı tebdil ederse onun düşmanı sensin. Allah?ın, meleklerin ve bütün insanların gazabı onun üzerine olsun? yazar.
Şems-i Sivasi

Şemseddin Sivasi adı ile anılan türbe 1564 yılında Kanuni Sultan Süleyman ın vezirlerinden Koca Hasan Paşa nın yaptırdığı meydan caminin kuzey batı yönünde camii avlu içerisinde yer almaktadır. Türbenin kapısı üzerinde dört mısralık bir manzume yazılıdır.
Şehri Sivas içre cana iş budur
Şeyh Şemsüddini Kut bun meşhedi
Didi Fevri kümbedi tarihini
Nur ile olsun musaffa merkadi
SAĞLIK TURİZMİ
Akçaağıl Çermiği

Suşehri İlçesinin Akçaağıl Köyü yakınlarında, Erzincan-Tokat yolu üzerinde Kelkit Çayının güney yakasında yer alan bu kaplıca suyunun sıcak olması nedeniyle birçok hastalığa iyi gelmektedir. Kadın ve erkekler için ayrı banyoları vardır. Halk tarafından büyük ilgi duyulmaktadır.
Alaman Çermiği

Şarkışla İlçesine bağlı Alaman Köyü sınırları içindedir. İlçe merkezine 33 km. uzaklıktadır. Suyu oldukça kükürtlü olduğundan içilmez.
Kangal Balıklı Kaplıca

Sivas'a 96 km. Kangal İlçesine 13 km. uzaklıkta ve Kangal ın kuzeydoğusunda Kavak deresi vadisindedir. Suyun sıcaklığı 36 - 37 derece C, havuzların toplam debisi, 130 lt/sn dir. Kimyasal karakteristiği; PH 7.40, radyoaktivite 6 eman, toplam mineralizasyon 590.9 mg/lt. Fiziksel karakteristiği; kaplıca suyunda en büyüğü 10 cm boyunda olan binlerce küçük balık yaşar. Balıklar havuza girenlerin sivilce ve yara kabuklarını yemekte, deriye kaplıca suyunun temasını artırmaktadır. Kaplıca suyu her türlü romatizma hastalığa, sinir hastalıklarına, kırık, çıkık, ezik vb. durumlara, deri ve böbrek hastalıklarına olumlu etki yapmaktadır. Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre Balıklı Kaplıca sahası, gerek jeotermal enerji potansiyeli gerekse bu enerjinin kullanım imkanları yönünden önemli bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Kangal Balıklı Kaplıcası ülkemizin termal özelliğini daha da artırmaktadır. Çünkü modern tıpta şimdiye kadar fayda göremeyen cilt hastalığı olan insanlar (sedefli hastalar) için Kangal Balıklı Kaplıcası en son ümit kaynağı olmaktadır.
Tahriş olmuş durumdaki veya herhangi bir enfeksiyonla oluşmuş cilt dokusundaki yaraları, egzama, cerahatli sivilceler ve sedef hastalığı oluşumları; 2-10 cm. büyüklüğündeki Cyprinide (Sazangiller familyasından), Cyprinion Macrostamus (Beni balığı) ve Garra rufa (Yağlı balık) türündeki balıklar tarafından iyileştirilmekte ve ciltteki izleri kaybolmaktadır.
Kaplıcada havuza giren kişilerin etrafında ince kahverengi, gri ve bej rengindeki sazan ve kayabalığı türü balıklar dolaşmaya ve ciltte hastalık belirtisi olan yerleri temizlemeye başlarlar. Dişleri olmayan bu balıklar, 36 - 37 derece C sıcaklıktaki suyun yumuşatmış olduğu kabarık yara kabuklarını kopararak cilt pürüzsüz hale gelinceye kadar temizlerler. Tedaviden olumlu sonuç alınabilmesi için üç hafta (21 gün) süresince günde üç defa havuza girmek ve iki saat suda kalmak gerekmektedir. Ayrıca, sabahları aç karnına birkaç bardak şifalı sudan içmeyi ihmal etmemek gerekir. Diğer taraftan yerden kaynayan su içindeki kabarcıkla ve balıkların vücut üzerine yaptığı darbelerle vücutta bir gevşeme ve dinlenme görülmektedir. Tedavi tamamen yan etkisiz olup, kesinlikle herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır.
Şu anda kaplıca bünyesinde 24 saat elektriği, çok hatlı telefonu, internet bağlantısı olan iki ayrı motelde toplam 300 yatak bulunmaktadır. Ayrıca kaplıcada kamp ve karavan turizmine uygun olan 100 adet çadır yeri, kamp-karavan yeri, lokantası, gazinosu, çocuk parkı, market ve sağlık kabini gibi yan üniteler vardır.
Çermik kırsal bir alanda olup, yeşil bir vadi içerisindedir. Bayanlar ve erkekler için ayrı ayrı girilebilen üstü açık, bir adet üstü kapalı havuz, sağlıklı insanların girebileceği yarı olimpik ölçülerde yüzme havuzu, 20 adet özel banyo ile soyunma odaları mevcuttur. Havuzlar günde 1000 kişiye hizmet verebilecek kapasitede olup kaplıca 12 açıktır.
Kangal Balıklı Kaplıca Telefonları :
(0 346) 469 11 51 - 469 11 52 - 469 11 53
Fax: (0 346) 469 10 30
GSM Santral : +9 0533 490 55 95
Ortaköy Çermiği
Şarkışla İlçesinin Ortabuçak Köyü sınırları içerisindedir. Büyük bir havuzu vardır. 14 odalı bir motel ve gazinosu bulunmaktadır. İlçeye uzaklığı 30 km dir.
Soğuk Çermik

İl merkezine 20 km. uzaklıkta olup, suyun sıcaklığı 28 derece C civarındadır. Kaplıca suyu içildiğinde mide, bağırsak ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir. Ayrıca romatizma ve sinir hastalıkları tedavisinde de yararlı olmaktadır. Kaplıca suyu içilmektedir.
Sıcak Çermik

Sivas-Ankara karayolu üzerinde, il merkezine 31 km uzaklıktadır. 50 santigrat derecenin üzerinde ısıya sahip olan kaplıca suyunun kimyasal karakteristiği; florür içeren kalsiyum, magnezyum-sodyum, sülfat, hidrokarbonat ve karbonat klörürlü sudur. Fiziksel karakteristiği; romatizma, sinir sistemi, solunum yolu, sindirim sistemi, metabolizma bozuklukları, böbrek ve idrar yolları, kan dolaşımı adale ağrıları, kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.
Yaz sezonunda kaplıca çadır kent görünümündedir. 1200 civarında çadır ve baraka kurulmaktadır.15 Haziran-15 Eylül tarihleri arasında hafta içi 10,000; hafta sonu 20,000 kişi gelmektedir.
Kaplıcada 4 otel,2 açık havuz,2 kapalı havuz ve 87 adet(27 lüks mermer banyo olmak üzere) özel kabin bulunmaktadır.4 otelde toplam 130 oda vardır ve 350 yatak kapasitelidir.
Çamlıca,Karlıpınar ve Şifa otelleri yaz sezonunda açıktir. Sefa oteli ise jeotermal enerjiyele ısıtılmaktadır ve 32 oda ve 75 yatak kapasitesi ile yaz-kış açıktır.
DAĞ ve DOĞA TURİZMİ
Dalgıçlık

İl Sivil Savunma Müdürlüğü bünyesindeki Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübünün Su Altı Branşı federasyon tarafından tescil edilmiştir. İlimizde artık dalış okulu mevcut.konuya istek duyan vatandaşlarımızın İl Sivil Savunma Müdürlüğü bünyesindeki Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübüne müracaat etmeleri gerekmektedir.
Dalış kurslarının teorik kısımları kulüp dershanesinde verildikten sonra 15 metreye kadarki dalışlar Gürün İlçesi Gökpınar gölünde, daha derin dalışlar Zara İlçesi Tödürge Gölünde yapılmaktadır. Arama kurtarma ekibimizin dalışları gece ve gündüz dalışı şeklinde devam etmektedir
Dağcılık ve Doğa Yürüyüşü

İlimiz dağcılık ve doğa yürüyüşü yapılabilecek mekanlar açısından zenginlik gösterir. Özellikle resmi kurum ve kuruluşların düzenledikleri dağcılık ve doğa yürüyüşü etkinliklerinden çok sayıda insan faydalanmıştır.İl Sivil Savunma Müdürlüğü?nün dağcılık ve doğa sporları kulübü bünyesinde bugüne kadar çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Kulüpte Dağcılık Federasyonunca düzenlenen Dağcılık Kurslarını başarıyla bitirmiş dağcı eğitmenleri mevcuttur. Faaliyetler arasında iki kez Yıldız Dağı tırmanışı, 1 kez Ağrı Dağı tırmanışı, halkımda katılımıyla 2003 yılında Yıldız Dağı tırmanışı ve Gürün Şuğul Kanyonu ve Gökpınar gölü yürüyüş gezileri düzenlenmiştir. Yıldız dağına halktan 172 kişi, Şuğul ve Gökpınar gölü yürüyüşüne 450 kişi katılmıştır.
Rafting

İlimiz Sivil Savunma Müdürlüğü, bünyesindeki Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübünün de katkılarıyla çeşitli faaliyetlerine devam ediyor.Dağcılık başta olmak üzere Kayak,Yamaç Paraşütü ve Rafting faaliyetleri gibi ilimizde çeşitli dallarda aktivite gösteren yetkililer,bu tür faaliyetlerin hem ilimizin tanıtımı için ve hem de bu tür sporların ilimizde de yapıldığının gösterilmesi açısından önemli olduğunu vurguladılar.
İlimizde Kızılırmak nehrinde ve Suşehri Çamlıgöze Barajının altında bulunan Suşehri Belediyesi Kum Ocağı mevkiinden başlamak üzere Niksar tarafına doğru rafting yapılabileceğini belirten yetkililer, amacımız bu tür sporların ilimizde daha da yaygınlaşmasına vesile olmaktır dediler.
İlimizin coğrafi yapısı göz önünde bulundurulduğunda, gerek tanıtım ve gerekse spor açısından bugüne kadar bu imkanların yeteri kadar değerlendirilemediği açıktır.Bu tür faaliyetler Sivas?ın hak ettiği imajı yakalaması için zincirin en önemli halkalarından biri olabilir.
Yamaç Paraşütü

Sivas Sivil Savunma İl Müdürlüğü organizesinde, Fethiye den gelen bir grup tarafından yapılan deneme uçuşlarıyla, kentin yamaç paraşütü sporuna elverişli olduğu anlaşıldı. Sivas Sivil Savunma İl Müdürlüğü nün davetlisi olarak Fethiye den gelen Sky Sports kulüp yetkilileri, kentte ilk defa yamaç paraşütü denemesi yaptılar.
Yaklaşık 1500 metre yükseklikteki Kardeşler Tepesi nden Cumhuriyet Üniversitesi ne yakın bir alana kadar inen grupla, Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri de deneme uçuşlarına katılarak, yamaç paraşütü hakkında bilgi aldılar.
KONAKLAMA YERLERİ

İl merkezinde bulunan oteller, mevcut ziyaretçi potansiyelini karşılayacak sayıda ve çoğunluğu nitelikli otellerdir. İl merkezinde 4 adet turizm işletme belgeli, 20 adet de mahalli idarelerden belgeli otel, motel ve konaklama tesisleri vardır. Turizm işletme belgeli otellerin yatak kapasiteleri 499, mahalli idarelerden belgeli otellerin yatak kapasitesi ise 1100’dur. Bunun yanında birçok kuruluşun misafirhaneleri de mevcuttur. İlçelerimizde bulunan otellerin toplam yatak kapasitesi 667’dir.
Sivas Büyük Otel
Örtülüpınar Mahallesi İstasyon Caddesi Tekel Karşısı’nda bulunan Sivas Büyük Otel dört yıldız sınıfında hizmet vermektedir. Otel 114 odaya ve 234 yatak kapasitesine sahip olup ayrıca 180 kişilik lokanta ve 100 kişilik seminer salonuna sahiptir.
Telefon : 0346 225 47 63 pbx
Fax : 0346 225 47 69
web : Büyük Otel
Sivas Sultan Otel
Çarşıbaşı Mahallesi Eski Belediye Sok. No:6 adresinde bulunan Sultan Otel, üç yıldız sınıfında hizmet vermektedir. Otel 27 odaya ve 57 yatak kapasitesine sahiptir. Ayrıca 70 kişilik lokanta ve 70 kişilik seminer salonu bulunmaktadır.
Telefon : 0346 221 29 86
Fax : 0346 225 21 00
web : Sultan Otel
Sivas Köşk Otel
Atatürk Caddesi No:7 adresinde bulunan Köşk Otel iki yıldız sınıfındadır. 77 oda ve 140 yatak kapasitesine sahiptir. Otelin 70 kişilik lokantası mevcuttur.
Telefon : 0346 224 1774
Fax : 0346 223 93 50
Sivas Madımak Otel
Çarşıbaşı Mahallesi Eski Belediye Sok. Numara 4 adresinde hizmet veren Madımak Otel 69 Oda ve 98 yatak kapasitesi ile iki yıldız sınıfında hizmet vermektedir.
Telefon : 0346 221 80 27
Fax : 0346 221 80 29
4 Eylül Oteli
zel hazırlanmış butik otel sınıfında yer alan 4 Eylül Oteli Atatürk Caddesi Numara 15 adresinde 35 yatak kapasitesi ile hizmet vermektedir.
Telefon : 0346 222 37 99
YÖRESEL LEZZETLER
Sivas mutfağı tarım ürünlerine dayanmaktadır.
Harman sonunda (sonbahar) kışlık yiyecek hazırlıkları başlar. Un öğütme, bulgur dövme, çekme, erişte, kadayıf, salça yapımı, sebze
kurutma, etlik kesimi bunların başlıcalarıdır.
Yemekleri daha çok unlulara dayanmaktadır. Keş, peskütan, çökelek ve süt ürünlerinden hazırlanan yiyeceklerdendir.
Genellikle kırsal kesimlerde yazları ayranlıpancarlı çorba, madımak, evelik, düğücek aşı gibi yemekler yapılır.
Kışları ise tırhıt, sübüra, kelecoş, tarhana, içli köfte, hingel gibi hamurlu yemekler yenmektedir. Kentte sebze yemekleri de yapılmaktadır. Sivas kebabıyla da ünlüdür.
Tandırda kül çöreği, fotla, patates ya da peynirle yapılan kömbe, kete, lavaş yörede yaygın olarak yapılan ekmek çeşitlerindendir.
Bal Helvası
Unun tereyağda kıvamınca kavrulmasından sonra (Un fazla kavrulur, rengi koyulaşırsa helvaya geçmiş derler) az sulu veya sütlü süzme bal katılarak helva hazırlanır. Hatta tepsiye alınan bu helvalar üzerine ayrıca petekli bal (dalak balı) konulup yenilir.
Bulgur - (Yuvarlak Köfte)
2 adet sogan rendelenir; tuz, biber, 1 kg. çekilmis kiyma, 1/2 lt. ölçek dolusu ince bulgur, bir çay bardağı su hepsi bir hamur halinde iyice yoğurulur. El içinde bilye büyüklüğünde köftecikler yuvarlatılır. Arzu edilirse köfte az miktarda kızgın yağda pembeleşinceye kadar döndürülür. 1-2 lt. kaynar suya bir kaşık salça atılır. Köfte yarı pişmiş vaziyette iken bir çay bardağı pirinç salınır. Bir çorba kaşığı kızdırılmış sade yağına bir tatlı kaşığı kuru nane karıştırılarak pişer üzerine dökülür. Arzu edilirse limon da sıkılabilir.
Çirli Et (Sivas)
MALZEME:
Kuru kayısı 600 gr. Su 5 su bardağı
Katı yağ 2 çorba kaşığı Tuz
Kuşbaşı kuzu eti 1 kg.
YAPILIŞI:
Kayısıları ılık suda 1 saat bekleterek yumuşamalarını sağlayın. Yağı bir tencerede eritin. Yağ kızınca etleri, verdikleri suyu çekinceye kadar içinde kavurun. Suyu ve tuzu katıp bir taşım kaynatın. Orta ateşte, suyun çoğunu çekinceye kadar yaklaşık 30 dakika pişirin. Kayısıları, suyunu süzüp et tenceresine aktarın. 5 dakika daha pişirerek tencereyi ateşten alın ve sıcak servis yapın.
Hurma Tatlısı
MALZEME:
Margarin Yarım paket Tereyağı 1 çorba kaşığı
Karbonat 1 çay kaşığı Su 1 fincan
Un 3 su bardağı Yarım limonun suyu
Şeker 3 su bardağı Limon suyu 1/4
Su 3,5 su bardağı
YAPILIŞI:
Orta boy bir tencerede 125 gr. margarin ve 1 çorba kaşığı tereyağını eritin. İçine unu ilave edin. Karbonat, limon suyu ve 1 fincan suyu da ekleyin. Daha sonra tüm malzemeleri elinizle veya tahta bir kaşıkla yoğurarak birbirine karıştırın. Malzemeler iyice yumuşayıp, kulak memesi yumuşaklığnda bir hamur haline gelince, içinden kaşıkla ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, elinizle yuvarlayın. Yassı köfte biçimi verin. Yağlanmış bir fırın tepsisine hazırladığınız tatlıları yan yana dizin. Orta dereceli fırındas 45 dakika veya tatlılar altın sarısı renk alana dek pişirin. Bu arada şerbet için gereken su ve şekeri bir tencereye alın. Kaynamaya başladıktan birkaç dakika sonra limonu sıkıp, tencereyi ocaktan alın. Şerbeti tatlının üzerine dökün. Bir süre bekletin. Tatlı şerbeti iyice emdikten sonra servis yapın.
Karın Yahnisi
YAPILIŞI:
Haşlanmış işkembe (karın) küçük küçük doğranır dörde bölünmüş kuru soğanlar yağ ile beraber bir tencereye konulup kızartılır. Doğranmış ve haşlanmış işkembeler ayrı yerde haşlanmış nohutlara salça ilave edilip tuzu da konduktan sonra tekrar pişirilir. Aynı şekilde ciğerle de yahni yapılır.
Kavurma Hellesi
MALZEME:
Un 500 gr. Biber
Katıyağ 3 çorba kaşığı Tuz
YAPILIŞI:
Yağ iyice kızdırılır. Un, yağ içerisinde açık pembe renk alıncaya kadar döndürülür. 1-2 kaynamakta olan suya kavrulan un, tuz, biber ilavesiyle atılır ve 20-30 dakika kaynatılarak indirilir. Hafif hasta yemeği de olmaktadır. Aynı çorba kıyma atılarak da yapılır. Limon sıkılır ve un çorbası ismini alır.
Lahana Musakkası
MALZEME:
Beyaz lahana 1 adet Pirinç 1/2 su bardağı
Kuru soğan 3 adet Biber
Kıyma 200 gr. Tuz
Salça 3 çorba kaşığı
YAPILIŞI:
Lahana haşlanmayıp ıspanak gibi kıyılır ve bol soğanlı kıymalı salçalı sokarıç, biraz da pirinç ilave edilerek tuz, biber atılır, pişirilir. Pirinç olmadığı taktirde bulgur da aynı vazifeyi yapar.
Patates Çorbası
MALZEME:
Patates 250 gr. Bulgur veya pirinç 1 su bardağı
Kıyma-kavurma 100 gr. Margarin 1 çorba kaşığı
Soğan (rendelenmiş) 1 baş Nane 1 tatlı kaşığı
Tuz 1 tatlı kaşığı Biber 1 tatlı kaşığı
YAPILIŞI:
250 gr. patates, 1cm. 3 şekilde doğranır. Kıymalı, soğanlı sokarıçla 1-2 litre suya dökülür. Tuz biber ekilir. 1 kase dolusu bulgur veya pirinçle pişirilir. Bu da yine kemikli kavurma veya kuşbaşı etle yapılır. Çorba ateşten indirildikten sonra 1 çorba kaşığı sıvı yağ kızdırılır, 1 tatlı kaşığı kuru nane ilave edilerek üzerine dökülür.
Sac Kebabı
YAPILIŞI: Kemiksiz (kuşbaşı) koyun eti, yağı ve tuzu ile (et yağlı ise yağa ayrıca lüzum kalmayabilir), altında ateş yanan bir sac üzerine konup, karıştırılmak suretiyle kızartılır. Doğranmış patlıcan ve yeşil biberler de ilave edilip tekrar karıştırılır, sebzeler kızarınca dilimlenmiş domatesler konup ateşte biraz daha çevrilir. Sebzenin bol olduğu yaz günlerinde Çermikler, Paşa fabrikası, Tekke önü gibi mesirelere gidilince yapılan bir piknik yemeğidir. Evler de yapılabilir. Pişirmek için kullanılan sac, sac kebabı yapılanları biraz daha ufak (çevicek) tır.
Şalgam Çorbası
MALZEME:
İri şalgam 5-6 baş Bulgur veya pirinç 1 kase
Tereyağı-margarin 2 çorba kaşığı Kıyma 100 gr.
Kuru soğan 2 adet
YAPILIŞI:
İri şalgamdan 5-6 baş alınır, iri göz rendeden geçirilir. İstenirse tuzla ovularak (kekre) acı suyu giderilir. 1-2 çorba kaşığı saya yağı, 1-2 baş doğranmış soğan sokarıcı yapılır. Arzuya göre kıyma, kuşbaşı et, kemikli kavurma hangisi varsa 1-2 litre kaynayan suya sokarıçla birlikte 1 kase dolusu bulgur veya pirinç, et hepsi bir arada kaynatılır. Bulgur pişmek üzere iken rendelenmiş şalgamlar atılır. O da pişince ateşten indirilir.
Tarhana Çorbası
MALZEME:
Tarhana 1,5 su bardağı Kuşbaşı et Yarım kg.
Kara nohut 1 su bardağı Çelem Yarım kg.
Ispanak Yarım kg. Tereyağı 1 çorba kaşığı
Kuru nane 1 çorba kaşığı Et suyu
YAPILIŞI:
Tarhana ve nohut akşamdan ıslatılır. Bol et suyunun içine atılarak pişmeye bırakılır. Diğer tarafta kuşbaşı etler tereyağında iyice kavrulur. Pişmekte olan çorbaya çelem, ıspanak ve kavrulmuş etler ilave edilir. İyice pişirilir. Çorba piştikten sonra üzerine tereyağında yakılan nane dökülerek servis yapılır.
EL SANATLARI
Turistik ve Hediyelik Eşyalar

Tarihte uzun bir geçmişe sahip olan Sivas'ın el sanatları yönünden dünyada ayrı bir yeri vardır. İlimizi dünyaya tanıtan bu el sanatlarından birincisi halıcılık ikincisi ağızlıkçılıktır. Bunların yanında; kilim, tülüce ve Gürün şalı dokumacılığı, bakırcılık, gümüş işçiliği, çakı-bıçak yapımcılığı, tarak işçiliği ve çorap örücülüğü diğer köklü el sanatlarıdır. Bunlardan Gürün şalı, tülüce dokumacılığı, çorap örücülüğü, tarak yapımcılığı önemini yitirmiş hatta kaybolmaktadır.
Halıcılık:
Ülkemiz halıcılığında olduğu kadar dünya halı sanayinde de seçkin bir yeri bulunan Sivas halıları Selçuklu devrinden (13.yy) beri süregelen bir geleneğin ve özgün bir çalışmanın ürünüdür.
Sivas halılarının en belirgin özellikleri kullanılan ipliğin inceliği, iç boyamalarının orijinalliği, dokumadaki ustalık, ilmek sayısının fazlalığı ve üzerindeki motif, desen ve renk uyumunun ahengidir. Halılarda en az 12 çeşit olmak üzere 20-25'e varan renk çeşidi kullanılmaktadır.
Sivas çevresinde Divriği, Gürün, Kangal, Şarkışla ve Zara'da dokunan halılar Türk (Gördes) düğümü sistemiyledir. Günümüzde Sivas halıları denildiğinde tek düğüm sistemiyle yapılan, yuvarlak hatlı, madalyonlu ve küçük çiçek desenli halılar akla gelmektedir. Hereke kalitesinde ve Hereke desenli halılar da dokunmaktadır
Kilim Dokumacılığı:
Kilim dokumacılığı daha çok köylerde gelişmiştir. Yaygın olarak kullanılan kilimler; yan kilim, kebir orta kilim, çul kilim, deve tüylü kilim, nakışlı kilim, kırmızı ve beyaz kilim gibi isimlerle anılırlar.
Sivas çevresinde Şarkışla kilimleri meş-hurdur. Desenler ve motifler dikdörtgen ve-ya eşkenar dikdörtgen şeklindedir.
Sivas çevresi kilimlerinde bitkisel ve hayvansal motiflerin yanında geometrik ve sembolik motifler de dokunmaktadır.
Sivas kilimlerinin tümüyle yünden dokunması, çözgünün sık olması ve çözgüde düğüm yada eklemlerden özenle kaçınılması değerini artıran özelliklerdir
Çorap Örücülüğü:
Geçmişte Gürün'de çok gelişmiş olan çorap örücülüğü günümüzde kaybolmaya yüz tutmuştur. Burada tiftikten ince görünümlü çoraplar örülürdü. Doğanşar, Zara, İmranlı ilçelerimizde bu el sanatları halen sürdürülmektedir. Kullanılan stilize bitki, hayvan ve insan motifleri dokuyanın iç dünyasını yansıtacak biçimde işlenirdi. "Yandım Alamadım, Yarimi Eller Aldı, Kakül, Ergen Bıyığı, Eli Mektuplu, Elif-B, Aşık Kipriği, Gönül Kilidi, Katip Çimdiği ve Civan Kaşı" en yaygın motiflerdir.
Çarıkçılık:

Bir zaman Anadolu insanının ayağının giyeceği ve süsü olan çarık günümüzde artık kullanılma-maktadır. Çok az sayıda kalan ustaları tarafından hediyelik eşya olarak yapılmaktadır. Sırımlı ve tokalı olmak üzere iki cinsi yapılmaktadır.
Gümüş İşçiliği:
Çeşitli aşamalardan geçerek tel ve ince levha haline getirilen gümüşten ahşap malzeme kaplanarak gümüş çekmece ve gümüş nalınlar yapılır. Diğer bir gümüş işçiliği ise telkari, kalem işi savattır. Bu işçiliklerde gümüş kemerler, bilezikler, bardak ve fincan zarfları, çay tabakları, çay tepsileri, broşlar, ağızlıklar ve tespih süsleri gibi eşyalar yapılır.
Çubukçuluk (Ağızlık yapımcılığı) :
"Ağızlıkçılık" veya "Çubukçuluk" ismiyle anılan el sanatının başlangıcı 1800 yılına kadar iner. Sivas ağızlıklarının yapımında Tokat-Erzincan-Erzurum-Kars ve Ağrı yörelerinden temin edilen "Germişek ya da karamuk" denilen ağaç cinsleri kullanılır. Son zamanlarda Sivas'ta ki ağızlıkçılar kalemlik, isimlik, tığ sapı, şamdan, minare maketi ve tükenmez kalem gibi hediyelik eşyalar da yapmaktadırlar.
Çakı-Bıçak Yapımcılığı:

Geçmişin gözde kılıçları, Kılıççılar Çar-şısında yapılırdı. Kılı-cın yerini giderek daha güçlü silahlar alınca, kılıç ustaları çakı-bıçak yapımına yöneldiler. Kentte bulunan bıçak atölyelerinde genellikle kılıç tipi bıçaklar, bağ bıçakları, büyük ek-mek bıçakları, bir, iki, üç ağızlı ya da ustura tipi bıçaklar yapılır. Kentin özellikle kara saplı bıçakları ünlüdür. Çakı ve bıçakların ağızları "namlu" denilen çelikten sapları boynuzdan yapılır.
Bakırcılık:
Bakırcılık eski yay-gınlığını yitirmiştir. İl Bakırcılığının en eski örnekleri Sivas Müze-sinde sergilenmekte-dir.
Ustaların çalıştıkları bakırlara adlarını, bir din bü-yüğünün adını ya da ayet yazması gele-nektendir. Ancak ya-zıyı motifler arasına yerleştirmek güç olduğundan bu gelenek giderek kaybolmuştur. Bu tür süslemelere en çok Osmanlı dönemi bakır eşyalarına rastlanmaktadır.
GÖRMEDEN GELME
- Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasını görmeden,
- Sivas Gökmedrese, Çifte Minareli Medrese, Buruciye Medresesi, Şifaiye Medrese-
sini gezmeden,
- Sivas Ulu Camiini gezmeden,
- Atatürk Kongre ve Etnoğrafya Müzesini gezmeden,
- Susamışlar Konağını gezmeden,
- Abdi Ağa Konağını gezmeden,
- Osman Ağa Konağını gezmeden,
- İnönü Konağını görmeden,
- Akaylar Konağını gezmeden,
- Gemerek Sızır Şelalesini görmeden
- Gürün Şuul Vadisini gezmeden,
- Gürün Gökpınar Gölü’nü görmeden,
- Kangal Balıklı Kaplıca’yı görmeden,
- Sıcak Çermiği görmeden,
- Soğuk Çermiği görmeden,
- Kangal Köpeğini görmeden,
- Hafik Gölünü görmeden,
- Zara Tödürge Gölünü görmeden,
- Koyulhisar Yaylalarına çıkmadan,
- Altınyayla Kuşaklı(Sarissa) Ören Yerini görmeden,
- Kangal Alacahan Kervansarayını görmeden,
- Zara-İmranlı Balını satın almadan,
- Sivas Halısı ve Kilimini almadan,
- Sivas Bıçağını almadan,
- Sivas Ağızlık ve Kalemini almadan,
- Sivas Gümüşünü almadan,
- Sivas Kemik Tarağını almadan,
- Sivas Kebabını yemeden,
- Sivas Köftesini tatmadan,
- Sivas Madımağını yemeden,
- Sivas Peskutan Çorbasını içmeden,
- Sivas Pezik Turşusunu ve Mıhlamasını yemeden,
- Sivas Hurmasını yemeden,
- Sivas Halk Oyunlarını izlemeden,
Dönmeyin.
|